DreamSpark,Microsoft’un iyi düşünülmüş dünya çapında bir projesidir.Proje Türkiye’de yeni duyulmaya başlandı.İlk olarak Trakya Üniversitesi MSP(Microsoft Student Partner) fatih coşkun arkadaşımızdan dinlediğim dreamSpark,Microsoft’un üniversite öğrencilerine yaptığı bir ayrıcalık,bu ayrıcalık sayesinde Microsoftun yazılım ve tasarım programlarını ücretsiz olarak indirebiliyorsunuz.Ayrıca bu tam sürüm programları öğrenciliğiniz boyunca ücretsiz kullanmaya devam ediyorsunuz. Devamını Oku
Elektronik Müh. Giriş dersi için çalıştığım,şuan başımın belası olan flip flop devreler için bulduğumuz,YTU’lü bir arkadaşın hazırladığı pdf,umarım işinize yarar;www.yildiz.edu.tr/~bataslar/FlipFlop.pdf
Yurtdışında büyük ses getiren,Nuri Bilge Ceylan’ın üç maymun filmi sinema seyircisi ile buluşuyor.Filmde farklı çekimler kullanarak,Avrupa filmlerinin üstünde bir film yapan bilge,bir dramı anlatıyor.
Filmin konusu;Altından kalkamayacağı acılara ya da sorumluluklara maruz kalmamak adına gerçeği bilmek istememek, onu görmemek, duymamak, hakkında konuşmamak ya da günümüz tabiriyle “Üç Maymun”u oynamak, onun var olduğu gerçeğini ortadan kaldırır mı?
Yaklaşan genel seçimlere bir muhalefet partisinden aday olarak girecek iş adamı Servet, ıssız bir yolda trafik kazası yapar. Ölümle sonuçlanan kaza sırasında araçta bile olmayan şoförü Eyüp’e para verip yalan söyleterek ölümün sorumluluğunu almasını ister. Servet, kendisi yerine hapse giren Eyüp’ün karısı Hacer ile de ilişkiye girmeye başlayınca, olaylar sonunda bir aile dramına sebep olacak kadar karışır.
Yönetmen ise;Sinemaya Koza adlı kısa filmiyle adımını atan Nuri Bilge Ceylan’ın 1997′deki ilk uzun metrajlı çalışması Kasaba‘yı, Mayıs Sıkıntısı (1999), Uzak (2002), İklimler (2006) ve 2008 Cannes Film Festivali “En iyi Yönetmen” ödülünü alan Üç Maymun takip etti. Devamını Oku

Düşündünüz mü facebook çıkalı hayatımız ne kadar değişti?Artık neredeyse facebook odaklı yaşanlar türemeye başladı.Sokaklarda facebook için bir takım çalışmalar içersinde olanlar görebilirsiniz;”Koş koş şurada Starbucks var önünde foto çekilelim”gibi.Başka düşünürsek, facebook sayesinde fotoğraf çekme çılgınlığı da başladı.Artık insanlar her gittiği yere,gittiğini ispat edercesine fotoğraf makinası götürüp,fotoğraf çekiliyor.Tabi doğal olarak sonraki gün siz onun gittiği yeri ve sanki poz vermiyormuşcasına başka yere bakarken çekilmiş fotolarını görüyorsunuz.
Artık işini gücünü bırakıp,fotoğraf çekilenler var.Sabah erkenden kalkıp,cep telefonu veya fotoğraf makinası ele alınaraktan,farklı farklı elbiseleri giyerekten,çekimlere başlanır.Yaklaşık bir 500 tane foto çekilir.İçersinden 5 tanesi face için uygun görülür ve oraya eklenir.Şimdi face konulan fotoğraf oranı,gerçekten çok uzaklaştığı için tanıdığınız arkadaşlarınızı bile biran tanımayabilirsiniz.Artık o kadar değişmiştir ki,bu kimdi yahu?dememek elde değildir. Devamını Oku
Özellikle dram ağırlıklı filmleriyle tanıdığımız Çağan Irmak,yeni bir filme imza atmış.
“Mustafa Hakkında Herşey” filminde bize söylediğimiz yalanları göstererek,”Babam ve Oğlum”da bize bir ailenin yaşadıklarını anlatarak,”Ulak” filminde,hikayelerin aslında gerçek olabileceğini gösteren Çağan Irmak,bu filminde kalabalık metropol şehirlerde aslında ne kadar yalnız olduğumuzu gün yüzüne seriyor.Filmin konusuna gelince;ALPER 30′lu yaşlarda, gurme sayılacak düzeyde yemek kültürü olan kendi restoranının sahibi iyi bir aşçıdır. Lüks yaşamayı seven, işinde başarılı ama özel yaşantısını her gün farklı kadınlarla birlikte olarak düzene koyamamış, hayatını; yaptığı yemekler, günübirlik ilişkiler, paralı kadınlar üçgeninde yaşayan birisi iken… Hayatının akışı, bir gün Beyoğlu‘nun arka sokaklarında, aradığı eski plak için bir kitapçıya girmesiyle değişir.
ADA 20′li yaşlarının sonlarında, güzel, çocuk kostümleri tasarlayıp diken, Alper‘in modern yaşamının aksine çok mütevazı, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan genç bir kadındır. Bir gün eski bir kitabi bulabilmek için Beyoğlu’nda dolaşırken Alper ile ayni kitapçıya girer. Çapkın bir adam olan Alper, Ada’nın güzelliğinden etkilenir ve Ada’yı takip etmeye başlar. Ada’nın aradığı kitabi bulmuştur. Ada’nın işyerine kadar devam eden takip, Alper‘in tanışma bahanesiyle aldığı kitabı Ada’ya vermesiyle son bulur. Devamını Oku
Garipler ülkesi Türkiyem’de, Youtube’dan sonra Blooger.Com erişimde yasaklandı.Kullanıcı sayıları milyonları geçen sitelerde,bir kişinin yaptığı yanlış yüzünden tüm Türkiye’nin bu siteleri ulaşımının engellemesi saçmalığın ötesi biri durumdur.
Buradan çıkan sonuç yakında biri suç işledi diye hepimize sokağa çıkma yasağı mı uygulanacak?Ne yapılacaksa yapılsın yoksa Türkiye’de internet diye birşey kalmayacak.Yapılanlar internet’in ana özelliğini kullanıcılardan mahrum bırakmak demektir.
3.-4. Sınıf dünya ülkesi olmayı amaçlamıyorsak,internette yasaklara karşı çıkmalıyız.Tüm sitenin kapatılması yerine o siteye uyarı göndermek veya o sayfayı kapatmak daha akılcıl bir çözümdür.Google yetkilileri birçok kez açıklayarak “bize bildirilen tüm istenmeyen videoları silebiliriz yada yasaklayabiliriz”demişti.Ancak bazı kişiler ufak bir sitenin kapatılması yerine tüm sitenin kapatılmasını istiyorlar.Kuruyan bir yaprak için ağacı kesmek daha mantıklı geliyor.Umarım bu soruna biran önce çözüm bulunur….
Son günlerde youtube giriş için yeni dns adresleride işe yaramamaya başladı.

Çünkü Türk Telekom artık dns banlamak yerine,ip adresinide banlamaya başladı.Hal bu şekilde olunca artık dns adreside değiştirseniz Youtube erişim sağlanamaz hale geldi.Peki youtube artık giremeyecek miyiz?İnternet,özgürlük ortamı olduğu için bunu engellemek için biraz daha uğraşmaları gerekecektir.Proxy değiştirerek ip adresimizin Türkiye çıkışlı olmadığını gösterebiliriz.Bunu kendimiz proxy change programları kullanarakta yapabiliriz.Yada daha basit olarak aşağıda linkini vereceğim site adresleri üzerinden direk olarak ulaşabilirsiniz.Bu aşağıdaki site adresleri sizin çıkışınızı değiştirerek bir nevi gizlice sayfalarda dolaşmanızı sağlayacaktır.Bu şekilde youtube kolayca ulaşabileceksiniz.
İşte bu tarz sitelerden en iyileri;
Her yıl düzenlenen Eurovision şarkı yarışmasına bu yıl Türkiye adına hadise katılacak.Diğer finale çıkan aday da Şebnem Ferah,şimdi Hadise ile Şebnem Ferah’ı kıyaslamak yanlış olur.Çünkü bir tanesi avrupada mücadele eden ses+görüntü olarak şarkıcılığa(sanatçılık değil) devam eden bir isim diğeri ise çok kaliteli bir ses’e sahip olan ve görüntü olarak birşey beklemediğimiz(Görüntü işini mankenler yapıyor)bir sanatçıdır.
Ama Eurovision açısından olaya bakarsak ikisinin de şansı eşit diyebiliriz.Hatta Hadise görüntü olarakta birşeyler yapabilirse daha bile etkin olabilir.Tabi Şebnem Ferah’ın slow bir parçayı ingilizce çokta güzel okuyacağını düşünüyorum.Fakat Eurovisionda slow şarkılar pek rağbet görmüyor.Bu nedenle daima hareketli olanı seçmek gerekir.Ferah’ın hareketli bir şarkı yapması demek rock’a kaçması demek,Eurovision ise daha çok soft rock veya pop diyebileceğimiz türden şarkılar…Yani Hadise gibi bir pop sanatçısı 1. olabilir.Umarım olur çünkü bunlar ülkemiz için hep reklam oluyor. Devamını Oku
Bugün milliyet gazetesinde okuduğum haberin başlığı,bu kelimeyi her duyduğumda tüylerim diken diken oluyor.Bir bakıcı neden yaşlı ve bakıma muhtaç bir insanı döver?Yani bakın söylerken bile kelime anlamlarına dikkat edin biri bakıma muhtaç diğer ise bakıcı,galiba bu insan’a benzeyen şahsiyetler görevlerinin ne olduğunu unutuyorlar.Yoksa görevi o olduğu halde zorla yapıyorsa bu onun seçimlerindeki bir yanlıştır ve bunun bedeli o yaşlı insanlar çekmek zorunda değillerdir.Eğer sevmiyorsan bu işi yapmayacaksın.
Merhaba Dünya
bir programlamacının artık her yere girerken söylediği klişe laftır.Bende bu durumu bozmamaya özen gösterdim.Şu günlerde internette birçok kişinin kişisel blog açtığını fark ettim.Benim neyim eksik ki diyerekten,bir blog açmaya karar verdim.Aslında domain adım olan ilhan bahar’ı ne zamandır almayı düşünüyordum.Fakat bir türlü nasip olmamıştı.Ne zaman ki bana şu tarz bir mail geldi;
atatürk kronolojisini tek kitap mı basacaksınız
onun 1914-18 yıllarını kapsayan 2. cildi, 1919 yılına ait 3. cildi var
ayrıca atatürke etkieden olaylar ve kişiler var
bunları 4 lü yapabilirsiniz
selamlar
Dedim ki benimle aynı ad,soyad’a sahip olan ilhan bahar kapmadan ben domaini ele geçireyim.Diğer beyfendi sanırım kitap editörlüğü yapıyor.Onada .net ve .org kısımlarını bıraktım.Artık onlarla idare edecek.Çünkü domaini kolay kolay bırakmayı düşünmüyorum.
Bu blogda günlük olarak başıma gelen traji komik olayları bazen de makale şeklinde ciddi konuları ele almaya çalışıcam.Yani genel olarak her telden bir site olacak.Umarım birilerine faydam dokunur.