Arkadaşlar bildiğiniz gibi bu sıralar gruplar bitti, hayran sayfaları başladı. Peki hayran sayfaları neydi? Gruplardan farkı neydi? Ya da en genel anlamıyla nasıl bir varlığın hayranı olunabilir? Bunları biraz irdeleyelim ve Facebook‘un aslında çokta düşünmeden hareket ettiğini görelim.
Facebook öncelikle gruplarla bezdirmişti, kimsenin bu gruba katılsak ne olur? katılmasak ne olur? diye düşünmeden katıldığı, gönderdiği davetler sıkıcı olmaya başlamıştı. Çünkü grup olayının hiç bir özelliği yoktu, tamam belki o grupta söyleneni kabul ettiğiniz anlamına geliyor olabilir, ama yine de her hangi bir özelliği olduğunu düşünmüyordum. Sonra aradan biraz zaman geçti bir baktık, Facebook hayran sayfaları oluşturmaya başladı. Bildiğim kadarıyla ilk zamanlar biraz daha zor açılan hayran sayfaları, serbest bırakılmasıyla birlikte iyice kendini aştı.
Hayran sayfaları denildiğinde aklımıza ilk gelenler; sanatçılar, ünlüler, bilim adamları vb. zaten ilk kurulduğunda bu amaça hizmet ediyordu. Aradan bir süre geçti bir baktık, arabanın hayranı, yemeklerin hayranı vb. tamam dedik bunlarda mantıklı insanlar yemeğin hayranı olabilir. Daha sonra ise işte Facebook‘un yazılımcılarının hesaba katmadığı bir durum gerçekleşti. Hayran sayfaları grup sayfalarının taklitlerini açmaya başladı. Önüne gelen herkes hayran sayfası açabildiği için az çok üyesi olan tüm grupların, hayran sayfaları açılmaya başlandı. Devamını Oku
Hepimizin hayatında anlam veremediğimiz bir takım korkular olur. Neden ya da niçin ? korktuğumuzu bilemeyiz. Belki de ulaşmak istediğimiz seviyeye geldiğimiz için buradan aşağıya düşme korkusu vardır. Belki korkunun sebebi birini sevmektir, belki de korkunun sebebi mutluluktur… Hani ufakkenki gibi neşeli olduğumuz zamanlarda bir aksilik gelir ve her şeyi bozar edasıyla, haykırarak bile sevinememektir. Korkuyu bile içinde yaşamaktır.
Uzun süre üstünde düşündüğünüz bir olayın gerçekleşmemesi kötüdür. Fakat ortada her hangi bir problem yokken, problemin oluşacağına inanıp üzülmek normal midir? Sanırım biz insanlar orta derece yaşamaya alışmışız; ne çok üzülmek isteriz, ne çok sevinmek… Hiç bir şeyin abartı olmaması lazım, rutin bir hayat, sıradan bir yaşantı, doğanın düzeni bu diyip kabullenmek lazımdır…
Anlamsız korkuların en kötü yanı, ne için üzüldüğünüzü bilmediğiniz için hiç bir zaman bu sorunu çözemeyecek olmanızdır. Çok telaşa kapılmayın, ara sırada olsa aklınızdan çıkıp giderler, siz başka bir endişenin izini takip ederken… Devamını Oku