Bilgisayara format atmamla beraber, tüm programlarımı tekrar kurdum. Msn Plus kurduktan sonra TicTacTi‘yi fark ettim. Çeşitli flash oyunların kategorilere ayrıldığı bir menu ve her oyundan sonra gelen reklamlar, normalde çok oyun oynamayan bir insan olarak pek umursamadım. Fakat eskiden gelen, Strateji oyun severliğim bir göz gezdirmeme sebep oldu, oyunlardan bir tanesi “Castle Defence” oyunu ilgimi çekti. Flash oyununda nasıl strateji olabilir ki diyerek açtım, çok basit kuralları olan, bir oyun karşıma çıktı. 3 tip top satın alabildiğiniz, belli sayı, hız ve özellikte kalenizi yıkmaya çalışan düşmanların geldiği eğlenceli bir oyun, ilk oynayışımda, biraz hezimet yaşasamda, değişik taktiler deneyerek oynuyordum. Bugün oyunu bitirince üzüldüm
10 Level‘dan oluşan oyunda, koruma kulelerinizi nereye yerleştirdiğinize göre şekilenen oyunun son hali aşağıda eklediğim gibidir. Diğer pahalı kuleler yerine, en ucuz kuleden fakat sık kullanarak oyunu kazanmayı bildim. Sizinde bir denemenizi tavsiye ederim.

Bugün,Beşiktaş’ta yeni açılan Real Hipermarketlerinden alışveriş yapmaya gittik.İçeride baya bir değişik iklim var.Adeta buzdolabında gezermiş gibi dolaşıyorsunuz.Oraya giderken kalın giyinmekte fayda var benden tavsiyedir.Sürekli insanların bağrışıp çağrıştığı bir balık pazarı gibi bir yer var ki oraya ben fazla yaklaşmadım.Daha sonra ilerlerken bir fiyat gözümüze çarptı.1 Litre Çamlıca Gazoz 1.05 iken 1.5 Litre Çamlıca Gazoz 0.99 satılıyor.Bu tarz bir fiyatlamayı yapmayı nasıl başarmışlar gerçekten çok merak ettim doğrusu (: Fiyatların bir süre daha değişiceğini sanmam görmek isteyen eski Beşiktaş tesislerinin orada açılmış Real Hipermarketlerine giderek bu garip manzara ile karşılaşabilirler (:
Bugünlerde her izlediğimde beni güldüren bir video var.Bu video sizlerle paylaşmak istedim.Gerçi bir çoğunuz izlemiş olabilir.Çünkü video youtube’de yaklaşık 30 milyondan fazla izlenmiş.Günde 3-4 kere izleyip,her izlediğimde beni güldüren bu sevimli ufaklık,ailesine sinirli bakış takliti yapıyor.Daha konuşmayı bile bilmeyen ufaklığın,böylesine ustaca rol yapması gerçekten hayret verici bir olay…
Müthiş Avukat Recai, şehrin en gözde semtinde bir büro tutmus,
içini güzelce döşemiş, kapıya da
‘AVUKAT RECAİ ŞAŞMAZ’ yazılı bir tabela asmış.
Yeni bürosunda ilk sabah otururken kapı çalmış.
Recai sekreterine :
‘Kapıyı aç kızım’ demiş.
Sekreter kapıyı açıp gelen adamı Recai’nin odasina aldığı an,
Recai eline telefonu alıp konuşmaya baslamış:
‘O iş tamam beyim, zaten benim aldığım bir davada
kötü bir netice çikamaz, tabi…tabi hemen kurtarırız.
Şaban’ı da ben kurtarmıştım Mahir’i de.
Siz hiç merak etmeyin Ankara’da çok tanıdık var….’
Konuşma böylece bir kaç dakika daha devam ettikten sonra
Recai sekreterinin odaya getirdiği adama dönüp :
‘Ahh efendim’ demiş.
‘Kusura bakmayın sizi beklettim.
Ama görüyorsunuz ki işler çok yoğun.
Sizin ne davanız vardı ?’
Adam :
‘Hiiç’ demiş.
‘ Benim davam filan yok, ben telefonu bağlamaya gelmiştim ! ‘
Kral ülkenin yalancıları arasında bir yarışma açtı.
“İşte bu yalan,” diyebileceği bir yalan uydurana bir küp altın vadetti.
Yalancılar akın akın saraya gelip yalanlarını söylediler, fakat yalanlar ne kadar akıl almaz olursa olsun kral hep, “Olabilir, niye olmasın …” gibi cevaplar veriyordu.
Böylece hem eğleniyor, hem de bir küp altından olmuyordu.
Derken kahramanımız elinde boş bir küple huzura çıktı ve konuştu:
“-Rahmetli dedeniz bir savaşa çıkacaktı, ancak o günlerde hazinede yeterli para yoktu.
Dedeniz dedemden bu küple bir küp altın borç aldı ve ‘bu borcumu torunum torununa ödeyecek,’ diye söz verdi.
Şimdi, dedenizin borcunu bana ödemeniz için buraya geldim.”
Kral, “İşte bu kuyruklu bir yalan!” deyince adam, “O halde ödülümü alayım,” dedi.
Kral, “ımm şeyy doğru da olabilir” deyince adam, “O halde borcunuzu ödeyin” dedi.