Anlamsızlaşmak


Hepimizin hayatında anlam veremediğimiz bir takım korkular olur. Neden ya da niçin ? korktuğumuzu bilemeyiz. Belki de ulaşmak istediğimiz seviyeye geldiğimiz için buradan aşağıya düşme korkusu vardır. Belki korkunun sebebi birini sevmektir, belki de korkunun sebebi mutluluktur… Hani ufakkenki gibi neşeli olduğumuz zamanlarda bir aksilik gelir ve her şeyi bozar edasıyla, haykırarak bile sevinememektir. Korkuyu bile içinde yaşamaktır.

Uzun süre üstünde düşündüğünüz bir olayın gerçekleşmemesi kötüdür. Fakat ortada her hangi bir problem yokken, problemin oluşacağına inanıp üzülmek normal midir? Sanırım biz insanlar orta derece yaşamaya alışmışız; ne çok üzülmek isteriz, ne çok sevinmek… Hiç bir şeyin abartı olmaması lazım, rutin bir hayat, sıradan bir yaşantı, doğanın düzeni bu diyip kabullenmek lazımdır…

Anlamsız korkuların en kötü yanı, ne için üzüldüğünüzü bilmediğiniz için hiç bir zaman bu sorunu çözemeyecek olmanızdır. Çok telaşa kapılmayın, ara sırada olsa aklınızdan çıkıp giderler, siz başka bir endişenin izini takip ederken… Devamı »

Oracle’ın kurucusu ve ceo’su Larry Ellison,Yale üniversitesi mezuniyet konuşması…

Bugün tesadüfen karşılaştığım bir yazı çok dikkatimi çekti,sizlerle paylaşmak istedim.En azından her şeyin diploma olduğunu düşünen arkadaşlar için etkili bir yazı olacağını düşünüyorum.Steve Jobs‘un hikayesine benzer bir hikaye daha…

Her yil, her üniversite kendi alaninda çok sivrilmis ama mutlaka akademik hayattan gelmesi de gerekmeyen bir önemli ismi mezuniyet konusmasi yapmak, yeni mezunlara çesitli ögütler vermek üzere davet ediyor. Asagida bu yil, ünlü Yale Üniversitesi’nde yapilan mezuniyet töreninde konusmak üzere davet edilen Oracle bilgisayar sirketinin kurucusu ve genel müdürü Larry Ellison‘un sasirtici, hatta sok edici konusmasi var. Devamı »

Güzellik kalıcı mıdır?

Bugün,bir arkadaşımla sohbet esnasında geçmişti bu konu ve biraz irdelemeye karar verdim.Konu başlıktan tam olarak anlaşılabileceği gibi, güzellik ve onun hayatımızda ne kadar yer aldığı olacaktır.Peki sizin aklınıza güzellik denilence ne gelmektedir?Görünüş,huy,yapı,karakter…Daha sayamayacağımız bir çok kavram mı?Hayır,sadece dış güzellik gelir.Çünkü “güzel huylu” hitabından çok “güzel kız”,“yakışıklı erkek” vb. tanımlamalar kullanılmaktadır.İnsanoğlu iltifat etme acizi olduğu için en fazla görüntü olarak güzel olan için bu tarz tanımlamalarda bulunabiliyor.

Adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması…
Adını anmak…
Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak…
Biraz gülünç, biraz sitemkar…
güzeldi…
Adının Türkçedeki yankısı özeldi…

Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında…
Denize amors durup, yüzüne
cepheden bakmak güneşli bir mavilikte….
güzeldi..

İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi…

Güzeldi’li geçmiş zamanları düşünüyorum
şimdi…
Cümlelerimiz öznesiz…Umursayan yok,
Kanlıca’daki yoğurdu…

ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
aşkın mührüdür artık…

Yılmaz Erdoğan

Aşk aslında hangi güzellikten etkilenirdi?Örneğin üstte eklediğim şiir yarin,hangi güzelliğinden bahsetmektedir?Dıştan görünen midir?Yoksa yarin insani güzelliğimidir.Tabi ki son verilen yanıttır.Üstte demiştim ya insanoğlu iltifat edemez,etse bile sadece dış görünüşüne yorum yapar.Bu durum aşıklar için geçerli değildir.Aşık bir insan karşı tarafın tek özelliğini Devamı »

Başkalarının yorumlarının sizin için önemi var mı?

Hayatımızda karşımıza çok farklı kişiler çıkar.Bu kişiler kendilerini bir “guru” olarak görür ve size akıl vermeye kalkarlar.Oysa onların sizden her hangi bir fazlası yoktur.Hatta belki kontrol etseniz sizin kadar kafası bile çalışmıyordur.Ancak bir şekilde onlar bu “guru” rolünü üstlenmişlerdir.Sizin olmak istediğiniz,yapmak istediğiniz bir olay karşısında o kişiler “hayır olmaz” dediklerinde,sanki onların yorumları her zaman doğru olmak zorundaymış gibi kabul görür,çevredeki diğer insanlar bu durumu kabullenir ve sorgulamazlar.

Bu durum karşısında nasıl davranacağınız çok büyük önem taşır.Ya başkalarının sizin hayatınıza müdahale etmesine izin verir ve onların verdikleri kabul edersiniz.Yada onların kötü düşüncelerinden etkilenmeyip,kendi bildiğiniz yolda emin adımlarla ilerlersiniz.Bu durum sadece sizin başınıza gelir diye düşünmeyin.Aynı durum tüm insanlığı kaplamış durumda,hemen örnekler verelim;

Ozan Güven,şaşı olduğu için konservatuara alınmaz.Ancak şuan usta bir oyuncu…

Zeynep Casalini için “senden şarkıcı olmaz” diyen Hakan Peker,10 yıl sonra kendi eliyle,en iyi çıkış yapan şarkıcı ödülünü vermek zorunda kalır.

Ferhan Şensoy ile birlikte 20 kişilik bir grup,Yılmaz Erdoğan‘a senden tiyatrocu olmaz demiştir.Yılmaz Erdoğan şuan oyunculuğunun yanı sıra büyük bir tiyatro sahibidir.Ayrıca yine “sen bir kompozisyon bile yazamazsın” diyen edebiyat hocasına inat,Yılmaz Erdoğan yüzlerce dizi bölümü,film,kitap vb. eser vermiştir.

Albert Einstein için hocaları “gerizekalı” diyerek diğer öğrencilerden ayırmak istemişlerdir,oysa o ilerde tüm fizik kurallarını altüst edecek bir zekaya sahiptir.

Bu saçma görüşler geçmişte olduğu gibi,gelecekte de malesef olacaktır.Siz bir şey yapmak istediğinizde iştahlı gözlerle sizi terslemek,umudunuzu kırmak için bekleyen kişiler olacaktır.Ancak sizin üstünüze düşen vazife kendi doğrularınız doğrultusunda ilerlemek ve başkalarının yorumlarını çok dikkate almadan kendi bildikleriniz doğrultusunda ilerlemenizdir.Bu size hata yaptırabilir ancak en azından bu sizin hatanız olur,başkasının değil.

Burada bahsettiğimiz amerikayı yeniden keşfet değildir.Başkalarının sizin önünüze engel olacak şekilde yaptığı eleştirileri atlayıp geçmektir.Harici yapılan olumlu eleştirileri dinlemeli bunlardan gerekli dersleri çıkararak yolunuza devam etmelisiniz.Siz eğer kendinizi bir oyuncu olarak hayal ediyorsanız bu hayalinizi kovalayın,eminim başarılı olacaksınızdır.Ancak sırf aileniz istedi diye oyuncu yerine mühendis olmayı tercih ederseniz.Tüm yaşantınızı bir hapishane hayatına çevirirsiniz.Özgür dünyada esaret yaşamak hiç bir insanın hayali değildir.

Sıkışıp kalmaktır bazen hayat…

Günlük yaşantımızda öyle durumlarla karşı karşıya kalırız ki,elimiz kolumuz bağlanır.Arada kalmışsınızdır ve bir çıkış yolu arıyorsunuzdur…Derdinizi anlatmak istediğinizde kelimeler kifayetsiz kalıp zaten sıkışmış olan içinizi,olayı tam olarak nasıl ifade etmeniz gerektiğini düşünerek biraz daha sıkıyorsunuzdur.Bu durumlar yapacağınız tercih hiç bir zaman iyi olmaz.Çünkü mutlaka sevdiğiniz bir taraf kırılır,yara alır…

Düşünmeye başlarsınız bir süre sonra acaba aralarından hangisini tercih etmeyelim?Düşündüğünüz her hangi bir tarafa ait mavi bir geçmiş gözünüzde canlanı verir.O olmaz dersiniz diğer tarafı düşlersiniz, ona da bunu yapamam dersiniz.Ancak çıkış yolu bir tanedir ve onu açabilmeniz için tek bir kararınız olmalıdır.Bu iyi bir karar mıdır?Hayır.Her halükarda bir tarafı üzersiniz.Sonra düşünmeye başlarsınız acaba hangisi benim vazgeçilmezim?Uzun düşünmeler sonu seçeceğiniz tarafı belirlersiniz.Diğer tarafı ise kırmamak adına elinizde güçlü sebebler vardır ve onları anlattığınızda sizi haklı göreceğinden eminsinizdir.Ancak unuttuğunuz bir şey vardır.Ya sizi dinlemezse…

İnsanlar sevdiği kişilerin kendilerini seçmemelerine çok kırılabilirler,sizin verdiğiniz o karar onları o kadar şaşırtır ki,mantıklı bir açıklaması olabileceğini bildiğiniz halde onu dinlemek istemezsiniz.O zaman kendinizi haklı gördüğünüzde aslında büyük bir hatanın başlangıcını yapmış olursunuz.Belki de geri dönülmeyecek bir hatanın…

Trabzon Kolbastısı

Son günlerde mutlaka melodisi kulağınıza gelmiştir,videosu da gözünüzün önüne geldiyse ne olduğuna pek anlam verememişsinizdir.Kolbastı oyunundan bahsediyorum.Trabzon yöresine ait ancak daha sonra diğer yöreler tarafından da benimsenen oyun,hareketli müziği ve farklı dansıyla dikkat çekiyor.

Kendimde karadenizli olduğum için melodisi kulağıma hoş gelsede,dans için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Aslında ortada bir dans var mı ? onuda hala çözmeye çalışıyorum.Kolları geri yapmak bu dansın tek ortak yanı,diğer hareketler tamamen doğaçlama…Dans edenleri izlerken gerçekten çok şaşırıyorum.Çünkü bu dansın tek amacı var gibi,oda kendini parçalamak…Aşağı yukarı,sağa sola anlamsız şekilde elinizi,kolunuzu sallayın alın size kolbastı…

Dans edenler dert etmediğine göre tabi ki söylecek lafımız yok.Ancak o dans edenlere önerim kendilerini videoya çektirsinler ve bu dansın uzaktan nasıl gözüktüğünü mutlaka izlesinler.Büyük konuşmak istemiyorum fakat hayatım boyunca yapmam dediğim danslardan bir tanesidir.Bunu küçümsemek olarak algılamamak lazım sadece bu dans bana biraz komik geliyor.Çünkü dansı gerçekleştiren kişi şekilden şekile giriyor.

Karadeniz‘in o hareketli melodisini bize tattıran kolbastı ben ne kadar beğenmesemde büyük bir kesim tarafından beğeniliyor.Bize de onların oyunlarını izlemek düşüyor.Kolbastı da çalan hareketli melodiyi unutmamak adına,yaşasın kolbastı dansı diyoruz…

Bitmeyen sonlar…

Yaşantımızda zaman zaman olayların son bulmasını dileriz.Biz o sonu düşündükte,o bizden uzaklaşır.Gün gelir zaman olarak beklediğiniz bitim gerçekleşmiştir.Ancak bir eksik ile o eksik sizin için o kadar önemlidir ki sonun geldiğini anlamazsınız bile…Bugün kendi hayatımda o tarz bir sondayım,okul dönemi bitiyor ancak beklediğim sonuçlar var.Onlar olmadan biten bir sonun bir yararı olmuyor.

İşin kötüsü bu durumlar da sizin elinizden gelen bir şeyde yoktur.Sadece beklemek ama ya beklemeyle zaman geçtiyse,tam olarak bir sonun yaşanacağı bir bitiş yoksa,siz o tarihi bilmiyorsanız işte bu tam bir karmaşadır.Umarım mutlu bir son için önünüzdeki engeller en hızlı şekilde gerçekleşir.

Siz insan mısınız?

Dünyanın en masum hayvanlarından biri olan foklara yapılan eziyet,Kanada da devam ediyor.Bu avlanmanın kanada için önemli olduğunu ve büyük ekonomik gelir sağlandığını belirtiyorlar.Bunlada yetinmeyip insanımsı Kanada Genel Valisi bir kişilik,fok kalbini yemek gibi barbarca,yamyamca bir gösteri düzenliyor.Sonra da Türklerin barbar kendilerinin modern olduklarını savunuyorlar.Üstteki video sanırım yayınlanabilecek videolar içersinde en uygun olanı keza diğer videolarda fokların, o insanımsı kişilerin yüzlerine bakarken suratına suratına vurmaları gerçekten yürekleri burkuyor. Devamı »

Hayal kırıklıkları üzerine…

Hayatımızda sık sık iniş çıkışlar yaşarız.Bu iniş çıkışlarda bazen çok mutlu olup,delicesine yaşamak isterken,bazen de hayata küsüp ölmeyi düşünürüz.Hayal kırıklıkları hayatımızın hiç bir evresinde yakamızı bırakmaz.Peki nasıl meydana gelir?Neden bizi bu kadar çok üzer ki?Önceden kestirip hayal kırıklığı yaşamadan hayatımızı sürdürebilir miyiz?Her insan yaşamak zorunda mıdır?

Aslında aklımıza daha bir çok soru gelir.O soruları sorarken bile hepsinin cevabını biliyoruzdur.Biz bir olayı yaşayacaktırız ve malesef kötü olan o olay gerçekleşecektir.Ne yapmaya çalışırsanız çalışın,bunu değiştiremezsiniz.O hayal kırıklığı daima sizi orada bekliyor olacaktır.Bu hayal kırıklığı bazen düşük alınan bir not,bazen karşılık alınmayan bir sevgi,bazen de kaybedilen bir paradır.Nerede olursanız olun,gelir sizi bulur ve gününüzü bazen haftanızı zehreder.Sonra siz kendi içinizde panzehir oluşturursunuz,etkisi yavaş yavaş azalır.Ancak hiç bir zaman yok olmaz.Siz onu akıl defterinize geçersiniz,ne zaman benzeri bir olay ile karşılaşsanız o an aklınıza gelir. Devamı »

Bencillik

Bencillik nedir?Bir hastalık mıdır?Yoksa başlı başına bir karakter midir?Bencillik genel anlamı ile “sadece kendini düşünmek,kendi menfaatleri çerçevesinde hareket etmek” olarak tanımlanabilir.Yazımda bencilliğin, sadece insanlar üzerindeki etkisinden bahsedeceğim.Çevresinde bencil bir insan olan bir kişi bu konu hakkında sayfalarca yazı yazabilir.Belki bende onlardan bir tanesiyimdir…

Bencil insanların en büyük özelliği kendisi hariç başka kimseyi düşünmemesidir.Öyle ki size ne olduğu yada ne olacağı onların umrunda olmaz.Tek düşündükleri kendi çıkarlarıdır.Örneğin toplumca “iyi insan” olarak tanımladığımız kişiler “bencil insan” karakterinin tam tersidir,o kişiler kendilerinden çok başkalarını düşünürler.Bu yüzden “bencil” yapıda bir kişinin iyi bir insanla anlaşması söz konusu değildir.

Bencil insanı basit bir örnek üzerinde açıklayalım.Birbirine yakın iki dağ vardır,bu dağın bir ucunda karşıya geçmeyi planlayan iki kişi ve ellerinde bir tane halat vardır.Halatı karşı dağa atıp,bu taraftan gergin şekilde tutarsalar karşı geçebilme şansları olacaktır.İyi karakterdeki kişi yapısı gereği önce “bencil kişinin” karşıya geçmesini önerecektir.Bencil ise hiç tereddüt etmeden gerilmiş ipe tutunarak karşıya geçer.Karşıya geçip kurtuluğunda biranda hafızası resetlenir.Artık o kurtulmuştur,karşıda kalan kişinin onun için yaptığı ise basit bir salaklıktan ibarettir.Bencil kişi ipi germek yerine yoluna devam etmeyi seçecektir.Örnek olarak verdiğimiz bu hikayedeki kişinin adının ne olduğunun hiç önemi yoktur.Biz ali dediysek,siz çevrenizdeki farklı bir x kişiyi koyun,sonuç değişmeyecektir. Devamı »

Pages: 1 2 3 Next