İlk dinlediğim günden beri etkisinden kurtulamadığım Kurşuni Renkler parçasını, canlı olarak dinlemek için ne yapacağımı şaşırmış durumdayım.Sezen Aksu‘nun ortalama 20 yılda bir söylediği parçaya nasıl denk geleceğimi merak ediyorum.İlk söylediğinde 1985 yılında henüz yeni doğduğumu düşünürsek ve aradan geçen 20 yıl sonra bir süpriz yaparak 2005 tekrar söylediğinde benim o konserde bulunmamış olmamam,koyu bir Sezen Aksu taraftarı olan bendeniz’i baya üzdü.
Kurşuni Renkler ilk defa 1985′te,Onno Tunç ile Sezen Aksu düetinde seslendirilmiş olup,Onno Tunç’un uçak kazasında ölmesiyle birlikte bir daha söylenmemek üzere rafa kaldırılmıştı.Sezen Aksu hayranlarının her konser Kurşuni Renkler diye kendini parçalaması fayda vermemiş,şarkı hiç bir albümde söylenmemiştir.2005 yılında ise Sezen Aksu müthiş bir süpriz yaparak şarkıyı tekrar canlı seslendirmiştir.O günü yaşayan kişiler ekşi sözlük gibi sitelerde kendilerini bir üst kademe fan olarak tanımlamışlardır.Çünkü bir doğa olayı gibi çok nadir olarak gerçekleşen bu parçayı “onun” eşliğinde dinlemişlerdir.
Kurşuni Renklerin sizi kendinizden geçiren sözleri,albümde başka hiç bir parça olmasa bile yok satacak seviyededir.Bu parçayı Göksel daha sonra bir konserde seslendirmiş ve o parçada kayıt altına alınmıştır.Bu amatör bir kayıttır ve telif hakları alınmamıştır.Kendisinin bile söylemeye kıyamadığı bir parçayı,başkasına vermesi düşünülemez.Tabi Göksel‘in seslendirmesi kasti bir davranış değildir.Oda bu parçanın hayranı olduğu için sadece bir konserde seslendirmiş ve buda bir şekilde kayıt altına alınmıştır.
Eğer halen bu parçayı dinlemeyeniniz varsa çok şey kaybediyor demektir…
Her yıl yapılan öss sınavı bu yılda yine zorluklarla ve büyük mücadelerle geride kaldı.Bu sınav sonunda yine üzülen taraflar olduğu gibi sevinen taraflarda oldu.Ancak bunları kafaya çok dert etmemeliyiz.Çünkü hayatımızda ki her şey sınav demek değildir.Çok zengin olmuş insanların aslında çokta iyi bir eğitim almadığını hepimiz biliyoruz.Olayın tamamen sizde bittiğini asla unutmayın.Sınav soruları her yıl olduğu gibi yine 12:30′dan yaklaşık 2 saat sonra belli olur ve televizyonlarda çözülmeye başlanır.
Bir çok televizyon kanalının canlı olarak çözdüğü soruları mutlaka izlemenizi öneririm.Çünkü onlar anlatırken sizin zihninizde, soruyu nasıl cevapladığınız şekillenecektir.Sınav soru ve cevapları www.osym.gov.tr sitesinden pdf formatında indirebilirsiniz.En kısa sürede ben bu kısımada eklemeye çalışacağım.Umarım dilediğiniz bölüme yerleşirsiniz…Bol şans.
Bundan yaklaşık bir yıl önce laptop almayı düşündüğümde o zamanlar Toshiba‘nın sadece a100 modelini alabiliyordum.O dönem vatan,gold vs. hepsini araştırdım ancak hepsi elimizde kalmadı dedi.Toshiba piyasa ortamına göre fiyatı düşük kalan modelini daha fazla yaymadan satıştan kaldırdı.Bende malesef ibm lenovo almak zorunda kalmıştım.
Toshiba avrupa ofisinden duyurulan habere göre bu yaz yanda gördüğünüz a500 satışına başlanılacak,özelliklerinde ilk dikkatimi çeken ise dahili tv kartı olması ayrıca tüm özelliklerde sınırları zorlamışlar.Piyasayı araştırırsanız Toshiba diğer markalara göre pahalıdır.Genelde özellikleri sanki teknolojiyi geriden takip ediyormuşcasına düşüktür.Ancak a500 modelinde dikkatle incelerseniz teknolojinin son sınırları zorlanmış.Fiyatını düşünmek bile istemiyorum…
Bugün sizlere çocuklar için çok faydalı olacak eğitimlerden bahsedeceğim.Eğitimi veren ise yakın arkadaşım Emre Uzun,Elektronik Mühendisliği üzerine eğitim almaktadır.Ortaokul dönemlerinde başlayan elektronik-elektrik ilgisi sayesinde kendini bu alanda geliştirmiş bir çok yarışmadan ödüller kazanmıştır.Her alanda olduğu gibi meraklı,istekli ve işini severek yapanların başarılı olduğunu görmek şaşırtıcı değil.Emre bu başarılarını gerek okul hayatında gerekse kazandığı yarışmalarla ispatlamış ve şuan özel olarak çocuklar için eğitimler vererek onlarla bildiklerini paylaşmayı ümit ediyor.
Emre’nin yaptığı projelerden bazıları;”Akıllı çöp kutuları,Tsunami dalgalarının belirlenmesi,Akıllı kuluçka makinası,Gps yer hareketi ölçme sistemi,Access giriş çıkış sistemi,Elektronik pusula vb.”Bu projelerin hepsini bir dönemde değil zamana yayarak yapmıştır.Ayrıca bir çok okula danışman hocalık görevinide yerine getirmektedir.Halen Santral İstanbul‘da atölye eğitmeni olan ve yaptığı işi zevkle yapan emre,çocukların genç yaşlarda elektronikle tanışmasını ve bu zevkli alanda başarılı olmasını hedefliyor. Devamını Oku
Son günlerde mutlaka melodisi kulağınıza gelmiştir,videosu da gözünüzün önüne geldiyse ne olduğuna pek anlam verememişsinizdir.Kolbastı oyunundan bahsediyorum.Trabzon yöresine ait ancak daha sonra diğer yöreler tarafından da benimsenen oyun,hareketli müziği ve farklı dansıyla dikkat çekiyor.
Kendimde karadenizli olduğum için melodisi kulağıma hoş gelsede,dans için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Aslında ortada bir dans var mı ? onuda hala çözmeye çalışıyorum.Kolları geri yapmak bu dansın tek ortak yanı,diğer hareketler tamamen doğaçlama…Dans edenleri izlerken gerçekten çok şaşırıyorum.Çünkü bu dansın tek amacı var gibi,oda kendini parçalamak…Aşağı yukarı,sağa sola anlamsız şekilde elinizi,kolunuzu sallayın alın size kolbastı…
Dans edenler dert etmediğine göre tabi ki söylecek lafımız yok.Ancak o dans edenlere önerim kendilerini videoya çektirsinler ve bu dansın uzaktan nasıl gözüktüğünü mutlaka izlesinler.Büyük konuşmak istemiyorum fakat hayatım boyunca yapmam dediğim danslardan bir tanesidir.Bunu küçümsemek olarak algılamamak lazım sadece bu dans bana biraz komik geliyor.Çünkü dansı gerçekleştiren kişi şekilden şekile giriyor.
Karadeniz‘in o hareketli melodisini bize tattıran kolbastı ben ne kadar beğenmesemde büyük bir kesim tarafından beğeniliyor.Bize de onların oyunlarını izlemek düşüyor.Kolbastı da çalan hareketli melodiyi unutmamak adına,yaşasın kolbastı dansı diyoruz…