Tatilimi geçirdiğim Balıkesir-Ören‘de can sıkıntısından internet’e girmeyi düşündüm.Malumunuz her televizyon kanalında sürekli 3g reklamları ve işte hep söylenen 3g ile artık internet’in sınırları kalktı vs. reklamlara itibar ederekten 3g almayı kafaya koydum.Elimde bir cep telefonu(6630) ve dizüstü bilgisayarım vardı,data kablosu olmasa bile bluetooth ile dizüstüne bağlanabileceğimi tahmin ediyordum.
Tüm bu düşüncelerimi hayata geçirmek adına öncelikle Avea‘nın call center’ını aradım.Bu işlemi nasıl gerçekleştireceğim hakkında bilgi almayı planlıyordum ancak karşımda benden daha az bilgisi olan bir bayan arkadaş vardı.Görüşmemizin ardından beni teknik servise bağlayacağını ve onların daha fazla yardımcı olabileceğini belirtti.3-4 dakikalık bekleyişten sonra Teknik kısımın yoğunluktan cevap veremediğini belirtip kapattı.1 saat sonra tekrar aradığımda yine farklı bir bayan ve yine kötü bir son.Ancak o bu konuşmalarda bazı şeyler öğrenmiştim.Bunlardan ilki 3g teknolojisinin televizyonlarda abartıldığı kadar henüz hazır olmadığı,göz boyamadan ve kimsenin bilmediği gizli bir kutu olduğu,ikincisi ise Avea‘nın neden diğer operatörler kadar reklam yapmadığı…Biraz detaya inecek olursak,telefon görüşmelerinden bulunduğum ilçede 3g internet teknolojisinin bulunmadığı hatta ilçeyi bırakın Balıkesir‘de bile 3g internet teknolojisinin aktif olmadığını öğrendim.Avea şimdiye kadar ancak 16 büyük il merkezinde bu desteği verebiliyordu.Böylelikle neden hiç reklam yapmadığı kesinleşmiş oldu.Daha sonra bir Turkcell bayine gittim keza onlar saniye başı reklam yapıyorlardı.Ancak aldığım cevap yine aynıydı şuan burada 3g internet teknolojisi aktif değildi.Vodafone‘da da durum farklı olmayınca televizyon reklamlarının gereksiz yere yapıldığı kanısına vardım.Ne yani şimdi istanbul‘da vapurdan internette girebiliyoruz,bu mu yani 3g internet teknolojisi? Devamını Oku
Bugün tesadüfen karşılaştığım bir yazı çok dikkatimi çekti,sizlerle paylaşmak istedim.En azından her şeyin diploma olduğunu düşünen arkadaşlar için etkili bir yazı olacağını düşünüyorum.Steve Jobs‘un hikayesine benzer bir hikaye daha…
Her yil, her üniversite kendi alaninda çok sivrilmis ama mutlaka akademik hayattan gelmesi de gerekmeyen bir önemli ismi mezuniyet konusmasi yapmak, yeni mezunlara çesitli ögütler vermek üzere davet ediyor. Asagida bu yil, ünlü Yale Üniversitesi’nde yapilan mezuniyet töreninde konusmak üzere davet edilen Oracle bilgisayar sirketinin kurucusu ve genel müdürü Larry Ellison‘un sasirtici, hatta sok edici konusmasi var. Devamını Oku
Bugün,bir arkadaşımla sohbet esnasında geçmişti bu konu ve biraz irdelemeye karar verdim.Konu başlıktan tam olarak anlaşılabileceği gibi, güzellik ve onun hayatımızda ne kadar yer aldığı olacaktır.Peki sizin aklınıza güzellik denilence ne gelmektedir?Görünüş,huy,yapı,karakter…Daha sayamayacağımız bir çok kavram mı?Hayır,sadece dış güzellik gelir.Çünkü “güzel huylu” hitabından çok “güzel kız”,“yakışıklı erkek” vb. tanımlamalar kullanılmaktadır.İnsanoğlu iltifat etme acizi olduğu için en fazla görüntü olarak güzel olan için bu tarz tanımlamalarda bulunabiliyor.
Adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması…
Adını anmak…
Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak…
Biraz gülünç, biraz sitemkar…
güzeldi…
Adının Türkçedeki yankısı özeldi…
Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında…
Denize amors durup, yüzüne
cepheden bakmak güneşli bir mavilikte….
güzeldi..
İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi…
Güzeldi’li geçmiş zamanları düşünüyorum
şimdi…
Cümlelerimiz öznesiz…Umursayan yok,
Kanlıca’daki yoğurdu…
ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
aşkın mührüdür artık…
Yılmaz Erdoğan
Aşk aslında hangi güzellikten etkilenirdi?Örneğin üstte eklediğim şiir yarin,hangi güzelliğinden bahsetmektedir?Dıştan görünen midir?Yoksa yarin insani güzelliğimidir.Tabi ki son verilen yanıttır.Üstte demiştim ya insanoğlu iltifat edemez,etse bile sadece dış görünüşüne yorum yapar.Bu durum aşıklar için geçerli değildir.Aşık bir insan karşı tarafın tek özelliğini Devamını Oku
Hayatımızda karşımıza çok farklı kişiler çıkar.Bu kişiler kendilerini bir “guru” olarak görür ve size akıl vermeye kalkarlar.Oysa onların sizden her hangi bir fazlası yoktur.Hatta belki kontrol etseniz sizin kadar kafası bile çalışmıyordur.Ancak bir şekilde onlar bu “guru” rolünü üstlenmişlerdir.Sizin olmak istediğiniz,yapmak istediğiniz bir olay karşısında o kişiler “hayır olmaz” dediklerinde,sanki onların yorumları her zaman doğru olmak zorundaymış gibi kabul görür,çevredeki diğer insanlar bu durumu kabullenir ve sorgulamazlar.
Bu durum karşısında nasıl davranacağınız çok büyük önem taşır.Ya başkalarının sizin hayatınıza müdahale etmesine izin verir ve onların verdikleri kabul edersiniz.Yada onların kötü düşüncelerinden etkilenmeyip,kendi bildiğiniz yolda emin adımlarla ilerlersiniz.Bu durum sadece sizin başınıza gelir diye düşünmeyin.Aynı durum tüm insanlığı kaplamış durumda,hemen örnekler verelim;
Ozan Güven,şaşı olduğu için konservatuara alınmaz.Ancak şuan usta bir oyuncu…
Zeynep Casalini için “senden şarkıcı olmaz” diyen Hakan Peker,10 yıl sonra kendi eliyle,en iyi çıkış yapan şarkıcı ödülünü vermek zorunda kalır.
Ferhan Şensoy ile birlikte 20 kişilik bir grup,Yılmaz Erdoğan‘a senden tiyatrocu olmaz demiştir.Yılmaz Erdoğan şuan oyunculuğunun yanı sıra büyük bir tiyatro sahibidir.Ayrıca yine “sen bir kompozisyon bile yazamazsın” diyen edebiyat hocasına inat,Yılmaz Erdoğan yüzlerce dizi bölümü,film,kitap vb. eser vermiştir.
Albert Einstein için hocaları “gerizekalı” diyerek diğer öğrencilerden ayırmak istemişlerdir,oysa o ilerde tüm fizik kurallarını altüst edecek bir zekaya sahiptir.
Bu saçma görüşler geçmişte olduğu gibi,gelecekte de malesef olacaktır.Siz bir şey yapmak istediğinizde iştahlı gözlerle sizi terslemek,umudunuzu kırmak için bekleyen kişiler olacaktır.Ancak sizin üstünüze düşen vazife kendi doğrularınız doğrultusunda ilerlemek ve başkalarının yorumlarını çok dikkate almadan kendi bildikleriniz doğrultusunda ilerlemenizdir.Bu size hata yaptırabilir ancak en azından bu sizin hatanız olur,başkasının değil.
Burada bahsettiğimiz amerikayı yeniden keşfet değildir.Başkalarının sizin önünüze engel olacak şekilde yaptığı eleştirileri atlayıp geçmektir.Harici yapılan olumlu eleştirileri dinlemeli bunlardan gerekli dersleri çıkararak yolunuza devam etmelisiniz.Siz eğer kendinizi bir oyuncu olarak hayal ediyorsanız bu hayalinizi kovalayın,eminim başarılı olacaksınızdır.Ancak sırf aileniz istedi diye oyuncu yerine mühendis olmayı tercih ederseniz.Tüm yaşantınızı bir hapishane hayatına çevirirsiniz.Özgür dünyada esaret yaşamak hiç bir insanın hayali değildir.
Günlük yaşantımızda öyle durumlarla karşı karşıya kalırız ki,elimiz kolumuz bağlanır.Arada kalmışsınızdır ve bir çıkış yolu arıyorsunuzdur…Derdinizi anlatmak istediğinizde kelimeler kifayetsiz kalıp zaten sıkışmış olan içinizi,olayı tam olarak nasıl ifade etmeniz gerektiğini düşünerek biraz daha sıkıyorsunuzdur.Bu durumlar yapacağınız tercih hiç bir zaman iyi olmaz.Çünkü mutlaka sevdiğiniz bir taraf kırılır,yara alır…
Düşünmeye başlarsınız bir süre sonra acaba aralarından hangisini tercih etmeyelim?Düşündüğünüz her hangi bir tarafa ait mavi bir geçmiş gözünüzde canlanı verir.O olmaz dersiniz diğer tarafı düşlersiniz, ona da bunu yapamam dersiniz.Ancak çıkış yolu bir tanedir ve onu açabilmeniz için tek bir kararınız olmalıdır.Bu iyi bir karar mıdır?Hayır.Her halükarda bir tarafı üzersiniz.Sonra düşünmeye başlarsınız acaba hangisi benim vazgeçilmezim?Uzun düşünmeler sonu seçeceğiniz tarafı belirlersiniz.Diğer tarafı ise kırmamak adına elinizde güçlü sebebler vardır ve onları anlattığınızda sizi haklı göreceğinden eminsinizdir.Ancak unuttuğunuz bir şey vardır.Ya sizi dinlemezse…
İnsanlar sevdiği kişilerin kendilerini seçmemelerine çok kırılabilirler,sizin verdiğiniz o karar onları o kadar şaşırtır ki,mantıklı bir açıklaması olabileceğini bildiğiniz halde onu dinlemek istemezsiniz.O zaman kendinizi haklı gördüğünüzde aslında büyük bir hatanın başlangıcını yapmış olursunuz.Belki de geri dönülmeyecek bir hatanın…