Arkadaşlar bildiğiniz üzere, bir çok uğraş verilerek, Trakya Üniversitesi‘ne bir Bilişim ve Teknoloji Topluluğu açıldı. Üniversitemizin ilgili sayfasını incelerseniz, bilime dönük bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda olan topluluklardan bir tanesiyiz. Genel ağırlık sosyal ve kültürel topluluklarda, peki bir üniversitede sosyallik mi ana plandadır? Yoksa bilim mi? Bunun için hemen Türk Dil Kurumu‘na danışalım. Bakalım üniversite demek ne demekmiş? “Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu” bu tanım aklınızın bir ucunda yer etsin. İlerde tekrar neden bu tanımın üzerinde durduğumu anlatacağım. Biraz Bilmök (Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kurultayı) bahsedeyim, her yıl başka bir üniversitede düzenlenen asıl amacı “Bilgisayar Mühendisliği” problemleri olan ve düzenli olarak yapılabilen tek kurultaydır. Bu kurultaya önemli firmaların yöneticileri ve her üniversitenin Bilgisayar Mühendisliği öğrencileri katılmaktadır. Bilgisayar Mühendisliği’nin geleceğinin ne olacağı konusunda tartışmalar yapılıp, daha kaliteli bir seviyeye nasıl gelineceği vb. problemler detaylıca ele alınmaktadır. Kısaca her Bilgisayar Mühendisliği öğrencisinin katılmasının yararlı olacağı bir organizasyondur.
Biz Trakya Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Topluluğu olarak bu kurultaya çok kalabalık bir öğrenci kadrosu ile katılmayı planlıyorduk. Öyle ki bunun için 15 tatil döneminde gerekli çalışmaları gerçekleştirdik. Organizasyonu düzenleyen Selçuk Üniversitesi ile irtibata geçip, kalacak yer konusu ve katılım konıusunda problem çıkmaması için teminat aldık. Daha sonra Konya’lı bir arkadaşımızın çabası ile günlük 20 YTL konaklanılacak yer ayarlandı. Yemek problemi de sabah kahvaltısı öğretmen evinde ücretsiz olarak verilecek, öğle yemeği de Selçuk Üniversitesi yemekhanesinde ücretsiz olarak sağlanacaktı. Bizim hesaplarımıza göre gelmek isteyen bir arkadaşımızı 40 YTL götürüp getirebilecektik. Tüm bu sorunlara çözüm bulmuşken, ulaşım problemini çözmeye yöneldik malumunuz Konya uzak bir şehirdi. Ancak biz üniversitemize güvendik, onların da bizi mahçup etmeyeceğini düşünüyorduk. Hemen okulumuzun ilgili birimine giderek, topluluk adına nasıl otobüs isteyebileceğimizi öğrenmek istedik. Orada yaptığımız görüşme moralimizi bozdu çünkü söylenen “Bilimsel kongerelere sadece 3 kişinin gidebileceğiydi” düşünebiliyor musunuz? Bilimsel bir kongreye az kişi gönderebiliriz, gezilere ise daha farklı, kaldı ki geçmişte üniversitemiz bünyesinde bulunan diğer (sosyal) topluluklara otobüs hizmeti verilmişti. Bizim bir yeri gezmek yerine, bilimsel bir kongreye katılmak istememiz yersiz bir istek miydi? İlk giriş kısmında yazmıştım, üniversitenin amacı nedir ki? Yani üniversitenin bir kurumunun genel üniversite tanımına ters düşmesi garip değil mi? Devamını Oku
Başlıkta okuduğunuz yazıyı bir çok kişi, Kredi Yurtlar Kurumu sitesinden öğrendi. Burs, kredi ve katkı kredisi için yaptığınız başvuruların reddedilme sebebi “giriş yılı veya sınıf hatası” gibi garip bir nedenden dolayıydı. Peki ne demekti? Öğrencinin böyle bir hata karşısında yapabileceği bir şey var mıydı? Tüm bu sorunlarınızın cevabını ve özellikle dikey geçiş ya da yatay geçiş yapan öğrencilerin neden hiç bir şekilde burs ve kredi alamadığı üzerinde duracağım.
Öncelikle ilgili hatanın açıklaması; gerçek kayıt tarihiniz ile üniversitenizin gönderdiği kayıt tarihinin aynı olmamasıdır. Yani sizden kaynaklanan bir problem değil, öğrenci işlerinden kaynaklanan bir problemdir. Bir çok üniversite de benzer durum yaşanmış ve öğrenciler kazanamadığını düşünüp ümitsizliğe kapılmışlardır. Oysa ki böyle bir durum karşısında yapmanız gereken, kayıt tarihinizi ve öğrenci belgenizi durumunuzu anlatan bir dilekçe ile birlikte kyk‘ya göndermektir.
Dikey geçiş ve yatay geçiş yapan öğrenciler ise muzdarip şekilde bu olanaklardan faydalanamamaktadırlar. Dikey geçiş öğrencilerinde öngörülen kısıt, intibak senesi olmamasıdır. Ancak geçmiş tecrübelerden intibak senesi geçtiği halde kimse burs ya da kredi kazanamamıştır. Bunun tam sebebini kyk‘da çalışan bilirler ancak bende de aynı durum oluşunca itiraz ettim ve itirazım sonucu burs olmasa da kredi hakkımı tekrar kazandım. Sizde benzer bir durumda iseniz kyk‘ya dilekçe ile başvurmaktan çekinmeyin. Size mecburen cevap vermek zorunda kalacaklardır.
Dün arkadaşımdan aldığım Rapidshare linklerini indirmek için ak ile karayı seçtiğimi söyleyebilirim. Free User ile indirmek istediğimde sürekli olarak “Unfortunately right now our servers are overloaded and we have no more download slots left for non-members. Of course you can also try again later.” mesajını aldım. Yani “Maalesef şu anda sunucularımız aşırı yüklendi ve daha fazla download hakkı kalmadı. Elbette daha sonra tekrar deneyebilirsiniz.” kısaca bedavaya download yok demek istiyorlardı.
Kendi paylaştığınız verileri bir başkasından parayla satın almakta kulağa garip geliyor. Rapidshare sadece aracı olarak bir sürü para kazanıyor? Her hangi oluşturduğu bir şey var mı? Yüklenen her şey zaten biz kullanıcıların değil mi? Hal böyleyken bir de üste size indirme hakkı vermeyip, çeşitli kurallarla bizi engellemeye çalışıyor. Ancak biriler buna dur demek adına rapid8.com oluşturmuş, siteye sürekli Rapidshare Premium hesaplar eklenerek herkesin kullanımına açılıyor. Sitede bulunan reklamlara tıklanması karşılığında da site sahipleri kazanıyor. Kısaca alan memnun veren memnun durumu oluşmuş… Bu tarz siteler mevcut fakat; Rapidshare.com baskıları sonucu bir çoğunu kapanıyor. Şuan için aktif olarak çalışan rapid8.com‘dan sorunsuzca download keyfi sürebilirsiniz. Üstelik Download Manager gibi indirme araçlarınıda kullanabiliyorsunuz. Devamını Oku
Arkadaşlar bildiğiniz gibi bu sıralar gruplar bitti, hayran sayfaları başladı. Peki hayran sayfaları neydi? Gruplardan farkı neydi? Ya da en genel anlamıyla nasıl bir varlığın hayranı olunabilir? Bunları biraz irdeleyelim ve Facebook‘un aslında çokta düşünmeden hareket ettiğini görelim.
Facebook öncelikle gruplarla bezdirmişti, kimsenin bu gruba katılsak ne olur? katılmasak ne olur? diye düşünmeden katıldığı, gönderdiği davetler sıkıcı olmaya başlamıştı. Çünkü grup olayının hiç bir özelliği yoktu, tamam belki o grupta söyleneni kabul ettiğiniz anlamına geliyor olabilir, ama yine de her hangi bir özelliği olduğunu düşünmüyordum. Sonra aradan biraz zaman geçti bir baktık, Facebook hayran sayfaları oluşturmaya başladı. Bildiğim kadarıyla ilk zamanlar biraz daha zor açılan hayran sayfaları, serbest bırakılmasıyla birlikte iyice kendini aştı.
Hayran sayfaları denildiğinde aklımıza ilk gelenler; sanatçılar, ünlüler, bilim adamları vb. zaten ilk kurulduğunda bu amaça hizmet ediyordu. Aradan bir süre geçti bir baktık, arabanın hayranı, yemeklerin hayranı vb. tamam dedik bunlarda mantıklı insanlar yemeğin hayranı olabilir. Daha sonra ise işte Facebook‘un yazılımcılarının hesaba katmadığı bir durum gerçekleşti. Hayran sayfaları grup sayfalarının taklitlerini açmaya başladı. Önüne gelen herkes hayran sayfası açabildiği için az çok üyesi olan tüm grupların, hayran sayfaları açılmaya başlandı. Devamını Oku
Hepimizin hayatında anlam veremediğimiz bir takım korkular olur. Neden ya da niçin ? korktuğumuzu bilemeyiz. Belki de ulaşmak istediğimiz seviyeye geldiğimiz için buradan aşağıya düşme korkusu vardır. Belki korkunun sebebi birini sevmektir, belki de korkunun sebebi mutluluktur… Hani ufakkenki gibi neşeli olduğumuz zamanlarda bir aksilik gelir ve her şeyi bozar edasıyla, haykırarak bile sevinememektir. Korkuyu bile içinde yaşamaktır.
Uzun süre üstünde düşündüğünüz bir olayın gerçekleşmemesi kötüdür. Fakat ortada her hangi bir problem yokken, problemin oluşacağına inanıp üzülmek normal midir? Sanırım biz insanlar orta derece yaşamaya alışmışız; ne çok üzülmek isteriz, ne çok sevinmek… Hiç bir şeyin abartı olmaması lazım, rutin bir hayat, sıradan bir yaşantı, doğanın düzeni bu diyip kabullenmek lazımdır…
Anlamsız korkuların en kötü yanı, ne için üzüldüğünüzü bilmediğiniz için hiç bir zaman bu sorunu çözemeyecek olmanızdır. Çok telaşa kapılmayın, ara sırada olsa aklınızdan çıkıp giderler, siz başka bir endişenin izini takip ederken… Devamını Oku