Yukarıdaki Error establishing a database connection hatasını aldığınızda, phpMyAdmin, veritabanına bağlanamıyor demektir. Bunun en büyük nedenlerinden biri de şifrenizi değiştirmeniz olabilir. Kullandığınız sistem; WordPress, Blogspot tarzı hazır bir sistemse, siz bu sistemlerin, config dosyalarına veritabanı adı ve şifrenizi yazarsınız. Ancak sonradan yapacağınız değişikliklerde giriş izni ortadan kalkacaktır. Bu da yukarıdaki hatayı almanıza sebep olabilir.
Çözüm için değiştirdiğiniz şifreyi, config dosyalarınızdan güncelleyiniz.
Uzun süredir, blog adresimin yedeğini almamıştım, hem yedek almış olalım hem de konuyu anlatalım.
Genellikle insanlar yazı ile yedeklemenin nasıl yapılabileceğini anlatmışlar. Fakat fotoğraflarla anlatmanın daha akılda kalıcı ve kolay olduğunu düşününlerdenim. Bu nedenle adım adım anlatıyorum.
Öncellikle kullandığınız panelden phpMyAdmin‘e tıklayın. Sizden veritabanı kullanıcı adı ve şifresi isteyecektir. Bu bilgileri girdikten sonra aşağıdaki ekran karşınıza gelir.
Yukarıda görebileceğiniz gibi sol taraftan, Database yazan hatta benim güvenlik nedeniyle üzerini beyazla çizdiği yerden veritabanı adımızı seçiyoruz. Bir süre bekledikten sonra aşağıdaki kısım karşımıza geliyor. Devamını Oku
Günümüzde bazı işletmeler çok hızlı bir büyüme ivmesi yakalarken, bazıları ise kısa süre sonra batma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. İşte bu iki tezat durumun oluşmasının nedeni, işletme yönetiminin izlediği doğru/yanlış politikalardır. Sizlere sermaye sıkıntısı bulunmayan, bir firmanın özgün yönetim modeli ile nasıl başarılı olacağını anlatmaya çalışacağım.
Öncelikle firmamızın sabit bir strateji modeli olmayacak, yani biz değişen şartlara göre kendini yenileyebilen bir model ele alacağız. Hedeflerimizi üç aylık periyotlar dahilinde sürekli olarak güncelleyeceğiz. İşletme modelimizde ki üç ana unsur bulunacak;
a) Müşteri Memnuniyeti,
b) Çalışan Memnuniyeti,
c) Yönetim.
Müşteri memnuniyeti için, strateji hedeflerimize ekleyeceklerimizi kararlaştıralım. Öncellikle müşteri de güven duygusunun oluşturulması gerekiyor. Bu nedenle yeni kurulan bir firma için referanslar gereklidir. O halde ilk üç aylık hedeflerimizin başına referanslar diye not düşüyoruz.
Referanslar
Firmamız öncellikle piyasada adını duyurması ve güven aşılıyabilmesi için, büyük firma ya da kamu kuruşları ile çalışmalıdır. Bu bağlamda yurtdışı öncelikli olarak, devlet ya da güçlü firmalara uygun fiyatlara iş yapılabilir. Bu fiyat politikası bizim ilk, üç aylık stratejimiz içersinde yer alacaktır.
Güven duygusu sadece referans ile sağlanacak bir olgu değildir. Çeşitli dalları olacaktır, bu dallardan bir tanesi de standartlardır. Genel kabul görmüş, belge ve sertifikalara sahip bir firma, karşı tarafa güven aşılayacaktır. Bu bağlamda; ISO, IEC ve ITU gibi uluslararası yetkinlik belgelerini almakla olumlu bir adım olacaktır.
Gerekli güveni oluşturduktan sonra, müşteri odaklı çalışabilmemiz için çeşitli raporlamalara ihtiyaç vardır. Bulunduğumuz alanda iş veren müşterilerin, karar vermede ki davranışları dikkatle incelemeliyiz. Rapordan çıkaracağımız sonuçlar, bize müşterimizin davranışları hakkında bir ön bilgi verebilir.
Esnek müşteri modeli
Elimizde bulunan ön bilgiler eşliğinde, bir müşteri modeli oluşturmalıyız. Ayrıca modelin eksik kalan yerlerini doldurmak üzere, müşterimiz hakkında çok detaylı bilgilere sahip olmalıyız. Detaylı bilgilerine sahip olduğumuz müşteriye, ona özel ve esnek tekliflerde bulunabiliriz. Devamını Oku
Google ve diğer arama motolarında üst sıralarda yer almanın en büyük şartlarından birinin “backlink” almak gerektiğini hepimiz biliyoruz. Hatta Google bu olaya çok büyük önem veriyordu. Ancak değişen algoritması ile birlikte bir nebze de olsa bu akımı yavaşlatma çabası içersinde…
Peki backlink neydi? Backlink‘i, diğer sitelerin sizin sitenizi önermesi gibi düşünebiliriz. Ancak bir çok arkadaş bunu biraz kötü niyetli olarak kullanıyor. Yani anlaştığı bir arkadaşından karşılıklı olarak link değiştiriyorlar. Fakat bu yöntem hiç önermediğim bir yöntemdir. Çünkü Google bu iki sitenin birbirine link vermesinden şüphelenip, backlink olarak saymayacağı gibi, bu tarz çalışmalar içersinde olduğu için sitenin kalitesini de düşürebilir.
Bir kere arkadaşlar şunu hepimiz bilmeliyiz ki; Google gerçek linkler istemektedir. Asla karşılıklı değişme ya da bire bir değişmelere değer vermemektedir. Bazı arkadaşlar bu durumu değiştirmek adına çapraz link değişimi yaparlar. Örnek vermemiz gerekirse;
Benim a ve b adlı sitelerim var. Arkadaşımın da c adlı sitesi var. Ben ona a adlı sitemden link veriyorum. O da bana c adlı sitesinden benim b adlı siteme link veriyor. Yani Google tarafından gözüken;
a sitesi -> c sitesini öneriyor,
c sitesi -> b sitesini öneriyor.
Böylece iki tarafta karşılıksız link almış gibi gözüküyor. Bire bir yapılan değişimlerdense bu tarz bir değişim yapmak daha akılcı olacaktır.
Peki her site ile link değişimi yapmalı mıyız?
Bu sorunun cevabını çok kimse bilmemektedir. Herkes önüne gelen her site ile link değişimi yapmaktadır. Ya da kendi sitesiyle hiç alakası olmayan farklı sitelerden link satın almaktadır. Oysa bilinmelidir ki, burada Pagerank değerinden daha önemli olan, birbirine rakip olan sitelerden link almaktadır. Devamını Oku
Uzun süredir kendi kendime “acaba hattımı değiştirmeli miyim? Yoksa tarifemi mi değiştirmeliyim?” diye soruyordum. Bu seçimi nasıl mantıklı hale getirebileceğimi düşündüm. Genel olarak sadece Avea ile görüşen bir kişi değilim. O yüzden kıyaslama yapacağım tarifeler; Avea her yöne tarifesi ve Avea hepsi bir tarifesi olacak, kısaca haklarında bilgi vermek gerekirse, her yöne tarifesi ile 10 TL‘ye 75 dk her yöne satın alabiliyorsunuz. Bu aldığınız dakikaları her yöne 1 ay boyunca kullanabiliyorsunuz. Ücretlendirme periyodu 30 sn. olarak belirlenmiş diğer tarifemiz ise hepsi bir tarifesi bu tarife de ise aylık 30 TL yüklemeniz durumunda her yönü 3 dk aramanın ücreti 0.3 Kuruş olarak belirnmiş, ücretlendirme peridoyu 120 sn…
Artık kafamızda biraz biraz fikir oluşmaya başladı. Ancak biz matematiksel olarak hangisi bizim için daha karlı onu bulmaya çalışacağız. Her yöne tarifesinin dk ücreti 30/225 yaparsak 0.13 kuruş oluyor. Hepsi bir tarifesi dakika ücreti 0.10 kuruşa geliyor. Ancak burada en önemli durumlardan bir tanesi ücretlendirme periyodudur. Yukarıdaki hesaptan hepsi bir tarifesi uygun gibi gözüküyor. Fakat hemen avea.com.tr‘ye girerek Online İşlemler kısmından konuşma dökümümüzü açıyoruz. Buradan istediğiniz aralık için kaç dakika konuştuğunuzu, kimle konuştuğunuzu ve ne kadar ücret ödediğinizi görebilirsiniz. Döküme baktığımızda ortalama olarak aramalarda ne kadar konuştuğumuzu tespit etmemiz gerekiyor. Örnek vermem gerekirse; benim konuşmalarım ortalama olarak 1-1,5 dk sürmüş, bu da fiyat olarak her yöne tarifesinde 0.26 kuruş ediyor. Eğer 1 dakika çoğunluk olursa 0.13 ediyor. İşte burada bariz bir fiyat farkı ortaya çıkıyor. Çünkü hepsi bir tarifesinde ücretlendirme perdiyodu 120 sn. olduğu için siz ne kadar konuşursanız konuşun, 0.30 kuruş direk olarak kesiliyor. Bu da tarifeyi daha avantajsız bir hale getiriyor. Devamını Oku
Son günlerde denk gelmiş olabilirsiniz. Herkes henüz yeni açılmış bir blog’tan bahsediyor. Askerler anlatiyor adlı blog sitesinde, önceden askerlik yapmış kişiler anılarını paylaşıyorlar. Bu anıların ne kadarının gerçek olduğu tartışılabilir fakat bu kadar detaylı şekilde bir uydurma olma ihtimalinin de düşük olduğunu varsayarak, hikayeleri okudukça insan üzülüyor.
Şuan gündem de Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili bir çok konu bulunmaktadır. Ergenekon, askerlik süreleri vb. tüm bu olaylar sonrası Türk milletinin askere karşı duruşunda değişiklikler oluşmaya başladı. Çünkü şimdiye kadar onların yaptıkları görev kutsal sayıldığı için hiç birine toz kondurulmuyordu. Ancak onlardan bazıları bu iyi niyeti kötüye kullandı. Ailelerin üzerine titredikleri evlatlarını sahipsizmişçesine hor görmeye başladılar. Bu durum zaten geçmişten beri bilinen ya da askere giden herkesten dinlenen bir durumdu. Gündemin askerleri olması nedeniyle artık insanlar sesli olarak bu yanlışlıkları dile getirmeye başladılar.
Askeriye yeteri kadar seçim yapamadığı ücretli kadrosu ile sadece vatan için gelmiş erlerimizi ezme lüksüne sahip değildir.
Beyni kıt insanların da görev aldığı askeriye bir çöküşe doğru gitmektedir. Ya kendi içersinde ki oto-kontrol mekanizmasını çok iyi işleyecek duruma getirmelidir. Ya da askerliğin büyük bölümü ücretli hale getirilmelidir. Bence en büyük yanlışlardan bir tanesi de askerlerin komutan hizmetine verilmesidir. Vatan borcu için gittiğimiz askeriye de komutanın evine tüp taşımak zorunda değiliz. Gitsin kendi taşısın. Ben kişiye değil, vatana hizmet ederim. Komutanlar eğlensin diye araba kullanmak, çocukları üzülmesin diye parka götürmek, canı bir şey çekti diye gidip onu bulmak zorunda değilim. Çünkü benim oraya katılma amacım o değil. Askeriye madem komutanlarının keyiflerine bu kadar düşkün, o halde onlara hizmet edecek olan özel personel tutsun… Devamını Oku
Arkadaşlar, vize haftasına giriş yapmamız nedeniyle, yaklaşık 2 hafta daha yazı ekleyemeyebilirim. Benim gibi vize haftasında olan tüm arkadaşlarıma derslerinde başarılar diliyorum. Yakında tekrar görüşmek üzere…
Bugün kizilay.org.tr‘den bağış yapmak isteyen, hayırseverleri büyük süprizler bekliyor. Örneğin siteye girip, online olarak kredi kartınız üzerinden bağış yapmak istiyorsunuz. Tüm bedeli ve diğer ayrıntıları girdikten sonra “ödeme yap” dediğinizde, “Fatal Error” hatası ile karşılaşıyorsunuz. Aynı işlemi farklı saatlerde 5-6 kere de deneseniz sonuç değişmiyor. Tabi bir de cookie sorunu var. Sizin yaptığınız bu bağışlar sepete ekleniyor. Yeni bir deneme yapmak istediğinizde sepetinizde yer alanlar kaldırılamıyor. 3 farklı tarayıcıda denedikten sonra sadece “Internet Explorer” uyumlu olduğunu fark ediyorsunuz. 142 yıllık bir kurumun web sayfası, tüm tarayıcılara uyumlu hale getirilmemiş yazık…
İnternet sayfasında yaşadığınız sorunları bir kenara koyup, halen bağış yapma niyetindesinizdir. Gidip Türk Kızılayı‘nın bağış hattını ararsınız. Site de görebileceğiniz gibi numaramız, 168‘dir. Tuşladıktan sonra ikinci bir şok ile karşı karşıya kalırsınız, karşınıza Türk Kızılayı değil, İto gibi garip bir firma gelir. Size satış için 1, destek için 2 gibi bilindik bir karşılama sunar. Siz hayretler içinde kalarak, kapatıp, tekrar aramayı denersiniz. Ancak sonuç değişmez, 168 çevirdiğinizde karşınıza Türk Kızılayı çıkmamaktadır. Şaşırmaya devam ederek internet sayfasından iletişime geçmek istersiniz. Devletin en büyük kurumlarından olan Türk Kızılayı‘nın sanki İstanbul’da şubesi yokmuş gibi sadece Ankara Merkez telefonu sitede yer alıyordur. Arayacağımız numara ; 0 312 430 23 00 hala bağış yapma ümidi ile numarı tuşlarız. Neyse ki burada karşımıza Kızılay çıkar, hemen operatöre neden 168 nolu telefonun çalışmadığını sorarsınız. Verilen yanıt ilginçtir, “O numara aslında bize ait ama öyle başka bir firma çıkıyor, biraz bekleyin ya da bir kaç tuşa basın Kızılay’a bağlanıyor” gibi akla mantığa sığmayan bir yanıt alırsınız. Telefonu kapatıp, tekrar denediğiniz de ise, her hangi bir tuşa basmanız durumunda telefonun meşgule düştüğünü ve beklemeniz durumunda da hiç bir şeyin değişmediğini anlamanız zor olmayacaktır. Devamını Oku
İş hayatı ömrümüzün belki de en büyük kısmını geçireceğimiz yaşama alanımızdır. Bu nedenle işimizi seçerken, aslında hayatımızı da seçtiğimizi unutmamız gerekir. Bazı kişiler ise iş hayatını, gerçek hayattan ayıramayacak seviyeye gelir ya da getirilir. Bu durumun ortaya çıkaracağı bir çok olumsuz gelişme vardır.
Kişilere bazen işyerlerinde olması gerekenden daha fazla ilgi gösterilebilir. Öyle ki tek işi fotokopi çekmek olan normal bir bireye, çok zor işleri gerçekleştiren bir dahi havası bile verilebilir. İşin kötüsü artık o birey, kendi bildiği gibi değil, onların söyledi gibi bir kimse olur.
Hayatında ilk defa bir yerde çalışmaya başlayan insanlar ise, dünyanın kalbinin o işyerinde attığını sanırlar. Kendi geldikleri mevki yükseldikçe, tüm alemi ben kontrol ediyorum nidaları ile sokaklarda gezmeleri normal sayılabilecek bir durumdur.
Normal hayatında pek önemsenmeyen, hatta hiç bir zaman yapıcı bir girişimde bulunmamış, asalak olarak yaşamış bireyler iş hayatında en ufak yaptığı işi çok büyütür. Fotokopi makinasına kağıdı sürmüştür ve işin ilginç tarafı o kağıttan bir kopya almıştır. İşte bu kadar büyük bir iş yapmıştır. Çevresinde bunu nasıl yaptığını soranlardan tutun, sen dahisin diyenlere kadar bir çok “şakşakçı” daima mevcut olur. Bu “şakşakçılar” genelde özgüveni sıfır ya da alkışladığı kişiyi gaza getirip, rezil olmasını fırsat bilen uyanıklardır. Kişi iş ortamından çıktıktan sonra da malesef o psikolojiden kurtulamaz, çevresinde ki herkesten kendini daha yüksek görür. Herkesi bir aşağılama ya da küçümseme tavırları, “ben artık büyük bir adamım” rolleri gibi. Oysa halen daha evrimini tamamlayamamış bir asalak olarak yaşamaya devam ettiğinin farkında değildir. Zaten bunu fark edememesi en büyük zeka geriliği belirtisi değil midir?
Sürekli olarak fotokopi örneği üzerinden gidiyorum. Sonra fotokopi çeken arkadaşlar gelip, biz boş iş mi yapıyoruz demesinler. Eminim nice aklı başında o işle uğraşayan ya da o işi yapmak zorunda olan arkadaşlarımız vardır. Onları bu meclisten dışarı kovarak anlatıyorum. Devamını Oku
Son günlerde gündemimizi oldukça meşgul eden “New York’ta Beş Minare” filmini bugün izleme fırsatı buldum. Mahsun Kırmızıgül‘ün “yazdım yönettim” dediği filmde biraz mesaj kaygısı vardı. Bu mesajların apaçık verilmesi biraz rahatsız ediyor.
Filmin konusu; yurtdışında interpol tarafından aranan, radikal dinci örgüt liderinin yakalandıktan sonra, New York‘tan, iki türk polisi tarafından alınmaya gidilmesiyle başlar. Almaya giden polisler Acar (Mustafa Sandal) ve Fırat (Mahsun Kırmızıgül) dür. Fırat‘ın geçmişten gelen bir hesaplaşması vardır ve bu uğurda her şeyi yapmaya hazırdır. Hacı Gümüş rolünde gördüğümüz Haluk Bilginer, yanlışlıkla yakalanan aslında suçsuz olan bir cemaat lideridir. Genel ağırlık New York‘ta geçen filmin sonu Bitlis’te bitmektedir.
Film içersinde islami görüşü savunanların hepsinin terorist olarak görülmesinin yanlış olduğu vurgusu yapılırken, radikal islamci teroristlerin nasıl asıl amaçlarından saptıkları gözler önüne serilmektedir.
Amerika‘nın islamiyete karşı bakışı ve aslında terorist islamcıları kendisinin oluşturduğu da film içerinde gösteriliyor. Robert Patrick, kötü komseri oynayıp, körü körüne islam düşmanı olan bir karakteri yansıtırken, Danny Glover ise Hacı Gümüş‘ün sağ kolu görevini üstleniyor. Gina Gershon, Hacı Gümüş‘ün eşini canlandırıyor ve Hıristiyan olmasına rağmen Hacı Gümüş‘ün ona ne kadar saygı duyduğunun ve onu değiştirmeye çalışmadığının vurgusu yapılıyor.
Özellikle bir paragrafı sadece Hacı Gümüş‘e ayırmak istiyorum. Haluk Bilginer olağanüstü bir oyunculuk ortaya çıkarıyor. Öyle ki sizi filmin içine çekerek gerçekte böyle bir lider varsa o Haluk Bilginer diyorsunuz. Müthiş mimikleri ile yılların oyuncusu Danny Glover‘ı bile gölgede bırakıyor. Bu filmi sadece onun oyunculuğu için bile izleyebilirsiniz.
Ali Sürmeli ise çok ufak bir yan rolde oynuyor. Yine başka ismi duyulmuş oyuncular çok ufak rollerde oynamışlar. Devamını Oku